Biyokimya mesleğinin tanımı

Biyokimya, biyolojik sistemlerin kimyasal yapı ve işlevlerini moleküler düzeyde inceleyen bir bilim dalı olup....

Biyokimya lisans eğitimi veren üniversiteler

Biyokimya bölümü lisans eğitimi Türkiye'de ilk Ege Üniversitesi Fen fakültesinde başlamıştır.Daha sonra 2011 yılında Sivas Cumhuriyet.....

Biyokimya ve canlılar

Biyokimya, bitki, hayvan ve mikroorganizma biçimindeki bütün canlıların yapısında yer alan kimyasal maddeleri ve canlının yaşamı boyunca sürüp giden kimyasal....

Karbohidratlar

İnsan ve hayvan vücudunda glikojen, bitkilerin yapısında nişasta ve selüloz olarak yer alan karbonhidratlar (CHO); karbon, hidrojen ve oksijen atomlarından meydana gelmiş organik bileşiklerdir.....

Enzimlerin Biyokimyadaki yeri ve önemi

Bir kimyasal tepkimeye sebep olan ve onu hızlandıran, çoğunlukla Protein yapısında olan organik Maddeye Enzim denir.....

Pages

Sitemize Hoşgeldiniz

Karbohidratlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karbohidratlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2015 Perşembe

DNA İzolasyonu nasıl yapılır



 Temelde 3 aşamadan meydana gelir;
—Hücre duvarının parçalanması.
—DNA-Protein kompleksinin çözülmesi.
—DNA’nın ortamdaki diğer moleküllerden ayrılması.

  Değişik organizmalardaki yapısal farklılıklar çeşitli izolasyon yöntemlerinin kullanılmasını gerektirebilir.

Genin Elde Edilmesi
A. İstenilen genin yer aldığı kromozom uygun Restriksiyon Endonükleaz Enzimleri ile parçalanır.
— Bu enzimler DNA’yı 6-8 taban çiftinden oluşan ve “palindrom” adı verilen özgül bölgelerden keser.
—Palindrom; DNA ipliğinin 3’ ucundan itibaren okunduğunda aynı nükleotidlerin yer aldığı DNA dizileridir.
—Enzimler DNA üzerinde 2 türlü kesi yapar. Biri yapışkan uçlar oluşturan, diğeri palindromların tam ortasından yapılan ve kör ya da küt(blunt) uçlar oluşturan kesilerdir.
B. İstenilen genler orijinal kromozomdan mekanik yol ile edilebilir.
C. Sentetik olarak elde edilebilir.
D. İstenilen gene ait mRNA’dan reverse transkriptaz enzimi yardımı ile cDNA (komplementer DNA) elde edilebilir.
DNA Parçalarının Vektörler İle Birleştirilmesi;
—Vektörler, kendilerine takılan DNA parçasını nakleden ve replike eden taşıyıcı DNA molekülleridir.
—Bir DNA molekülünün vektör olarak kullanılabilmesi için birtakım özelliklere sahip olması gerekir;
a.Kendini ve taşıdığı herhangi bir DNA parçasını bağımsız olarak replike edebilmelidir.
b.Klonlanacak DNA parçasının insersiyonuna olanak tanıyan birçok tanıma dizisi içermelidir.
c.Vektörde seçicilik sağlayan “marker genler” bulunmalıdır. Bunlar, vektör taşıyan ve taşımayan konak hücreleri ayırmak için gereklidir.
d.Vektör ve vektörün taşıdığı DNA parçası konaktan kolaylıkla ayrıştırılabilmelidir.— Konak özgüllüğü,
—Taşıdıkları parçanın büyüklüğü,
—Kopya sayıları,
—Tanıma dizilerinin sayıları,
—Marker genlerinin tipi ve sayıları
—
    gibi özellikleri açısından birçok farklı klonlama vektörü vardır.
Başlıca Vektörler;
—Plasmidler
—Bakteriyofajlar
—Cosmidler
—Bakteri Yapay Kromozomları (BAC)
—Maya Yapay Kromozomları (YAC)
—Memeli Yapay Kromozomları (MAC)
—İnsan Yapay Kromozomları (HAC)
—İfade Vektörleri
  Virüsler canlı hücrelere girebilirler ve çoğalabilirler. Bir kromozomal gen, viral genom içerisine sokulursa, gen virüs DNA’sı ile birlikte replikasyona uğrar ve çoğalır. Lambda fajının genlerinin hepsi tanımlanmış, tüm genomunun haritası çıkarılmış ve nükleotit dizisi belirlenmiştir. ʎ fajının genetik olarak değiştirilmiş suşları vektör olarak kullanılır.

KORDON KANINDAKİ KÖK HÜCRELERİ KIYMETLİ KILAN NEDİR ?

¢Çok canlıdırlar ve değişik hücre cinslerine, vücut dokularına dönüşebilirler.
¢Gelecekte kullanım alanları için mükemmel bir altyapı oluşturmaktadırlar. Çünkü, kendi kök hücreleriyle büyütülen doku, vücudun bağışıklık sistemi tarafından atılmaz. Bundan dolayı şimdiye kadar tedavi edilemeyen hastalıkların tedavisi için yeni imkanlar sunmaktadır.
¢Kemik iliğindeki kök hücrelere göre çok daha dayanıklı ve uzun ömürlüdürler.
¢Genel olarak tümör hücresi ve virüs barındırmazlar.
¢Anne ve çocuk için basit, ağrısız ve risksiz olarak elde edilirler.
¢Ömür boyu saklanabilirler.
¢Aile içi kullanımlarda, az doku uyuşmazlıklarında dahi kullanılabilirler.
¢Embriyonal kök hücrelere kıyasla çok yönlü, ama etik olarak sakıncasızdırlar.

HEMATOPOETİK KÖK HÜCE KAYNAKLARI NELERDİR ?

Kemik İliği: Kök hücrelerin klasik kaynağı kemik iliğidir. 40 yıldır doktorlar kemik iliğinden, donorden anestezi altında genelde kalça kemiğinden iğne yardımı ile kemik iliği hücreleri elde etmektedirler. Bu hücrelerin her 100.000 de biri uzun vadede kan elemanlarını oluşturan kök hücrelerdir, diğerleri stromal hücreler, stromal kök hücreler, kan progenitor hücreleri, ve matür beyaz ve kırmızı hücrelerdir.

Periferik Kan: Son zamanlarda hekimler klinik transplantasyon için kök hücreleri dolaşımdaki kandan elde etmeyi tercih ediyorlar. Yıllardır dolaşımdaki kök hücre ve öncü hücre sayısı az olarak bilinirdi, fakat son 10 yılda bilim adamları kök hücrelerin kemik iliğinden dolaşıma geçmesini sağlayan granülasit stimule edici faktör gibi sitokinler yardımı ile bu sayıyı arttırdılar.Bu işlem için donöre kök hücreler elde edilmeden birkaç gün önce GCSF enjekte edilir. Hücreleri toplamak için donörün venine bir tüp takılır,kan CD34+ hücrelerini çeken bir bir filtrenin içinden geçirilir ve kırmızı hücreler tekrar hastaya verilir.
Umblikal Kord Kanı: 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında bilim adamları insan umblikal kordon kanı ve plasentanın hemotopoetik kök hücreler açısından zengin bir kaynak olduğunu fark ettiler. Bu doku (plasenta) gebelik boyunca gelişmekte olan fetusu besler, bebekle birlikte doğar ve çöpe atılır idi. Fankoni anemili bir çocuğa yapılan başarılı bir kordon kanı transplantasyonundan sonra bu hücrelerin toplanması ve tedavide kullanımı arttı. Bugün kordon kanının çoğaltılması ve kemik iliği kök hücreleri ile arasındaki farklar ve kıyaslamalarla ilgili pek çok çalışma yürütülmektedir.Bugün kordon kanı kök hücrelerinin multiple germ tabakası hücrelerine (multipotent), hatta endoderm, ekdoderm, ve mesoderm gibi tüm germ tabakası hücrelerine (pluripotent) dönüşebileceği iddia edilmektedir.

4 Mart 2015 Çarşamba

Cumhuriyet Üniversitesinde Mesleki Dünya Standartları Semineri

★BİYOKİMYA KULUBÜ★
★FEN FAKÜLTESİ ÖĞRENCİ TEMSİLCİLİĞİ★


YER : Fen Fakültesi Erfüz Edgüer Konferans Salonu
SAAT : 13:00
KATILIM : ****ÜCRETSİZ***

/////SEMİNERE KATILAN TÜM KATILIMCILAR TSC AKADEMİ'NİN YAPACAĞI EĞİTİM PROGRAMLARINDAN 25 TL'LİK İNDİRİM KAZANACAKTIR.////

KİMLER KATILMALI : TÜM SAĞLIK/GIDA/İLAÇ/ÇEVRE SEKTÖRÜ ÇALIŞANLARI ÖĞRENCİ VEYA MEZUNLARI

HANGİ BÖLÜMLER GELMELİ ? ;

*BİYOLOJİ BÖLÜMÜ
*BİYOKİMYA BÖLÜMÜ
*KİMYA BÖLÜMÜ
*MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK BÖLÜMÜ
*VETERİNERLİK BÖLÜMÜ
*ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ
*GIDA MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ
*VE SAĞLIK,İLAÇ,MEDİKAL SEKTÖRDE CALISMAK İSTEYEN TÜM ÖĞRENCİ VE MEZUNLAR

SEMİNER KONULARI ;

*DÜNYA STANDARTLARI NEDİR ?
*MESLEĞİNİZE EN UYGUN DÜNYA STANDARTLARI NELERDİR ?
*EĞİTİMLERİN ÖNEMİ
*İŞLEYİŞ
*İŞ İLANLARINDA AVANTAJLARI
*MESLEKİ YETKİNLİK
*KARİYER ALANLARI VE FIRSATLARI
*BİLİNMEYEN ÇALIŞMA ALANLARI

TSC AKADEMİ EĞİTİM KORDİNATÖRÜ ;
UZMAN BİYOLOG,GÖKHAN BÜYÜKPOLAT

17 Ekim 2014 Cuma

Karbohidratlar



İnsan ve hayvan vücudunda glikojen, bitkilerin yapısında nişasta ve selüloz olarak yer alan karbonhidratlar (CHO); karbon, hidrojen ve oksijen atomlarından meydana gelmiş organik bileşiklerdir.

Karbonhidratlar yapılarına göre üç grupta toplanır.

A- MONOSAKKARİTLER (Basit Şekerler)
1- Glikoz (üzüm şekeri)
2- Fruktoz (meyve şekeri)
3- Galaktoz (6 karbonlu monosakkarit)

B-DİSAKKARİTLER
1- Sakkaroz (çay şekeri)
2- Laktoz (süt şekeri)
3- Maltoz (malt şekeri)

C-POLİSAKKARİTLER
1- Nişasta (bitkilerdeki depo karbonhidrat)
2- Glikojen (kas ve karaciğerdeki depo karbonhidrat)
3- Selüloz (posa)

A- MONOSAKKARİTLER (Basit Şekerler)

GLİKOZ: İnsan vücudunda serbest halde kanda bulunur (100 mi. kanda 70 - 90 mg. civarında). Beyin dokusu ve alyuvarlar (eritrositler) enerji yakıtı olarak sadece glikozu kullanırlar. En çok üzüm ve üzümden yapılan yiyecek ve içeceklerde, bal da bulunur. Saf olarak eczanelerden de temin edilebilir. Ayrıca pastaneler ve pastane malzemeleri satan gıda firmalarında bulunur.
FRUKTOZ: Meyve şekeridir. Pekmez, üzüm, incir, dut ve % 50 oranında bal da bulunmaktadır.
GALAKTOZ: Galaktoz, glukoza göre daha az tatlı olan ve sudaki çözünürlüğü fazla olmayan bir şeker türüdür. Süt ve süt ürünlerinde, şeker pancarında, bazı bitkilerden elde edilen sakız ve reçinelerde zengin olarak bulunur. İnsan vücudu tarafından da sentezlenebilen galaktoz, glikolipid ve glikoproteinlerin yapısında kullanılır.

B-DİSAKKARİTLER

SAKKAROZ: Genelde şeker pancarı ve şeker kamışından elde edilir.
LAKTOZ: Süt şekeri ve hayvansal kaynaklı bir şekerdir. İnsanların sütünde de bulunur.

MALTOZ: Maltoz (malt şekeri veya di-glikoz olarak da bilinir)

C-POLİSAKKARİTLER

NİŞASTA: Birçok glikoz molekülünün birleşmesinden meydana gelmiştir. Bitkilerin tanelerinde, tohumlarında ve yumrularında depo edilmiş halde bulunan bir karbonhidrattır. Bitkilerin enerji deposudur. Sindirimi ağız ve ince bağırsaklarda olmak üzere kademeli olduğu için daha uzun sürer. Bağırsaklarda glikoza çevrilerek kullanılır.
GLİKOJEN: İnsan ve hayvan vücudundaki karbonhidratın depolanmış şeklidir. Gerektiğinde hemen kullanılabilecek yedek enerjidir. İnsan vücudunda 350 g. civarında glikojen vardır. En fazla karaciğer ve kaslarda bulunmaktadır. Kurumaya ve mantarda da bulunduğu bilinmektedir. Çalışma sırasında glikojen ATP (adenozin trifosfat) üretmek için glikoza dönüşür. Karbonhidratların glikojen olarak depolanması sırasında 1 g glikojen 2,8 cc. su tutmaktadır.
SELÜLOZ: Bitkisel yapıda yer alırlar. Yiyeceklerin sindirilemeyen kısımlarıdır (posa). Günlük diyetimiz 10-15 gram kadar selüloz içermektedir. Ağızdan alınan selülozun % 43'ü dışkı ile atılmaktadır. Bağırsak hareketlerini artırarak, bağırsağın düzenli çalışmasını sağlarlar. Kabızlığın önlenmesinde ve mide ile bağırsaklarda dolgunluk hissi sağladığından zayıflama rejimlerinde önerilir. Çiğ ve kabuğu ile yenen meyve ve sebzeler ile kepekli tahıl ürünleri selüloz yönünden zengin yiyeceklerdir.

Karbonhidrat Gereksinimi

Günlük enerji ihtiyacımızın % 50 - 60'ının karbonhidrat kaynaklı yiyeceklerden sağlanması normalde yeterlidir (300 - 350 g / günde). Yoğun antrenman gerektiren spor dallarında ve kas glikojen depolarında sürekli doygunluk sağlanması istendiğinde diyetteki karbonhidrat oranı % 65 -70'e kadar çıkartabilmektedir. Kadın ve erkek sporcularda 8 - 9 g / kg / gün karbonhidrat alımı yeterli olmaktadır.

BİLEŞİK KARBONHİDRATLAR VE BASİT ŞEKERLER

Sağlıklı beslenme ve sportif performans açısından karbonhidratın günlük tüketiminin % 85'i bileşik karbonhidrat içeren besinlerden (tahıl ürünleri, sebzeler ve kuru baklagiller bu gruba girmektedir), ancak % 15'i basit karbonhidrat içeren besinlerden (şeker ve şeker türevleri, şeker içeren içecekler, bal, reçel vb.) oluşmalıdır.
Bileşik karbonhidratların sindirimleri basit şekerlere göre daha uzun sürdüğünden (3 - 4 saat) kan şekeri üzerine olan etkileri daha yavaş olmakta ve uzun sürmektedir. Basit karbonhidratlar ince bağırsaklarda fazla bir değişikliğe uğramadan 15 dakika gibi kısa bir sürede doğrudan kana geçerler.

Bileşik Karbonhidratlar(Nişasta içerenler):

Tahıl Ürünleri: Ekmek, pasta, kek, pirinç, makarna, bulgur, irmik, şehriye, bisküvi, mısır, tarhana Bakliyat ve Baklagiller; Bezelye, mercimek, fasulye, barbunya, bakla, nohut
Köklü Sebzeler: Patates, Kuruyemişler: Tuzsuz yer fıstığı, fındık, kestane, badem Kuru Meyveler. Kuş üzümü, kuru üzüm, kuru kayısı, kuru erik Bazı Meyveler: Elma, armut, muz, portakal, üzüm...
Tercih Edilme Nedenleri:
- Kan şekerini düşürmezler.
- Kas glikojen depolarını basit şekerlere göre daha fazla artırırlar.
- Protein, vitamin ve mineral açısından daha zengindir.
- Yeterince posa içerirler.
- Bu yönleri ile daha ekonomiktirler.

Basit Şekerler:
Şeker ve Türevleri: Çay şekeri, bal, pekmez, reçel, marmelat, çikolata, karamela, akide şekeri vb...
Şekerli içecekler: Kola, limonata, siyah kuş üzümü, meyve suyu vb...
Şeker Katkılı Besinler: Tatlı bisküvi, tatlı kek, meyveli tart, dondurma, meyveli yoğurt, kastırt, sütlü puding, taze meyveler, süt tozu (yağsız)
Tercih Edilmeme Nedenleri :
- Kan şekerini düşürürler, buna bağlı olarak baş dönmesi, göz kararması, mide bulantısı, halsizlik gibi olumsuz etkilere yol acarlar.
- Kas glikojen depolarının boşalmasına neden olurlar.
- Rafine şekerler protein, vitamin ve mineral içermezler.
- B1 vitamininin (Thiamin) yetersizliğine neden olurlar.
- Ağız sağlığını bozarlar ve diş çürümesine neden olabilirler.